4 Ekim 2012 Perşembe

Benim Minik Pisilerim

Merhaba,
Biliyorsunuz bu gün hayvanları koruma günü. Bende bunu bahane ederek iki güzel pisimi sizlere tanıtmak ve onlarla karşılaşma hikayemi anlatmak istiyorum.



Öncelikle konserve ile başlayalım. Neticede eve ilk gelen oydu. Konserveyi bir ramazan günü işten eve doğru yürürken yolda gördüm. Kirli pasaklı bir avuç bir kediydi. Marketin önündeki çöp kutusunun yanına sinmiş mavi gözleri ile etrafına bakınıyordu. Sonra bi baktım sadece tek gözü maviydi. Diğer gözünün olması gereken yerde baş parmağımdan biraz daha büyük kocaman siyah bir şey vardı. Üzüldüm. Aslında onu alacaktım ama alerjim olduğu için almadım. Eşimde zaten bu yüzden kedilere dokunmama falan kızıyordu. Mecbur yürüdüm yanından geçtim eve gittim. Eşim kapıyı açtı.(O zaman benden erken evde oluyordu.) Girdim içeri anlattım böyle böyle bi kedi gördüm dedim. Oda "aaa keşke getirseydin eve" dedi. Böyle bir tepki vereceğini tahmin etmiyordum açıkçası. "Peki o zaman" dedim "Yarın tekrar aynı yerden geçicem. Eğer hala ordaysa alır getiririm eve."

Ertesi gün iş çıkışını sabırsızlıkla bekledim. Çok üzülmüştüm kedinin haline çünkü. İşten çıkar çıkmaz koştur koştur kediyi gördüğüm yere gittim. Bi baktım hala orada. Etrafa baktım anne falan yok. Herhangi bir kardeşte yok. Hemen yandaki marketten ufak bir kutu istedim. O kadar ürünün koli koli geldiği yerden bana bir ufak kutu, koli bir şey veremediler. Bende ne yapim aldım kucağıma.Yolun yarısını sakin sakin gittik. Geri kalan yarısında kıpır kıpır oynamaya başladı hayvan. "Az önce sakin duran kedi şimdi niye kıpır kıpır oldu" dedim kendi kendime. Bi süre sonra sakinleşti. Yolda giderken bir bayan seslendi. Dedi "O kediyi yukarıda marketin orda mı buldunuz?" Evet dedim. Kendisi de daha önce kediyi görmüş almak istemiş ama ev arkadaşı kedilerden korkuyomuş ta falanmış ta filanmış. Sokağa girdim. Küçük çocuklar ve onların anneleri kediyi görüyolar yavru şirin bişi yaklaşınca gözünü fark ediyolar ve tuhaf tuhaf bakıp uzaklaşıyorlar. Gözünün halini görmeden önce sevelim diye yanaşan anne ve çocuklar görünce "pis o pis", "elleme" gibi sözlerle çocuklarını uzaklaştırıyorlar ve doğal olarak kendileri de uzaklaşıyorlar. Açıkçası çok kızdım ve üzüldüm. İnsanlar ne kadar çok dış görünüme önem veriyor. Kendileri, eşleri, çocukları Alah korusun kaza geçirse yüzü yansa bir şey olsa Allah korusun onlarada mı öyle bakacak o şekilde davranacaklar ?  Her neyse eve kadar gidebildik en sonunda.

Çaldım kapıyı. Kapıyı açan eşime "Biz geldiiik" dedim. Eşim" hoşgeldiniiizz" dedi.  Kediyi eşime verdim ve bende içeri girdim. O kıpırtının sebebini de işte o zaman anladım. Beyefendinin tuvaleti gelmiş. E ben bırakmayınca da üzerimi batırmış. Ben temizlenirken eşimde minik pisimize biraz süt verdi. Eşim daha önce hayvan baktığı için durumun ne kadar ciddi ve kötü olduğunu anladı. Veterinere gitmesi gerekli yoksa bir hafta bile yaşamaz bu dedi. E zaten o sıralar yeni taşınmışız. Hiç bir yeri bilmiyoruz. Başladık internetten eve yakın veteriner aramaya. Bir yandan da yemek falan hazırladık. Twitterdan eşim takipçilerine sordu. O sırada bir tane buldu eşim. Hemen telefonla aradık. İftardan sonra çağırdı. Biz iftarı yaparken beyefendi de o pasaklı haliyle orayı burayı kokladı. En sonunda geldi yemek masasının altına çöktü ve uyudu. Ortalığı topladık. Ben kalın karton bir poşet buldum. Miniği içine koyduk. Hemen taksiye atlayıp veterinere gittik. Poşette rahat durmadı bizimki. Kafayı çıkartıyor. Dışarı çıkmaya çalışıyor. "Nereye gidiyoruz" der gibi .

Veterinere geldik. Hemen içeri aldılar bizi. Muayene ettiler pisimizi. Eşimin de dediği gibi durumu baya kötüymüş. Büyük ihtimalle büyük bir kedi tırmalamış ve göz iltahap kapmış. Gözü komple alacağız dediler. Anesteziyi bile kaldırmayabilir daha çok küçük fazla bağlanmayın dediler. Tamam dedik. İyi insanlarmış özel veteriner olduğu halde bizden sadece ameliyat yapacakları malzemenin masraflarını istediler. Biz fiyatta anlaşırken veteriner abisi ona bi konserve açtı. Bizimkide o kadar süt içmesine ve miğdesinin şiş olmasına rağmen konserve mamaya bir daldı. Burnuyla ittire ittire yiyor. Biz bu arada fiyatta anlaştık. Veteriner pisimizin kaydını yapmak için bilgisayarın başına oturdu. Bizim bilgilerimizden sonra kedinin adını sordu. Biz bi kaldık. Kediye isim vermemiştik. Düşündük düşündük aklımıza bişi gelmedi. O sırada veteriner adı konserve olsun konserveyi çok sevdi bu dedi. Tamam dedik. Adı öyle konserve kaldı.

Ertesi gün pisimizin ameliyatı yapıldı ve sağlıklı olduğu haberi geldi. 5 gün falan veterinerde kaldı. Bu arada kendisini alırken taşıma çantasıymış, mamasıymış, kumuymuş bir sürü şeyle beraber eve geldik. Veterinerden geldiği halini aşağıda görebilirsiniz.




Aşağıda da minik pisiciğimin kocaman olmuş halini görebilirsiniz. Maalesef göz rengi değişti şimdi.



Şimdide sakız hanımı anlatayım size. Sakız hanımlada metro girişinde karşılaştık. İkeaya gidiyorduk. Metro girişinde bir sürü kedi. Ben konserveyi eve aldıktan sonra alerjim geçtiği için kedilere rahat rahat dokunabiliyordum artık. Gel pisi pisi dedim. Hepsi kaçtı bi tanesi geldi. Sevdik. O zaman düşündüm "bunu bizimkine arkadaş alalım" dedim eşime. Eşim "olmaz" falan dedi önce. Bende üzüldüm ama yapacak bişi yok. Gittik ikeaya alışverişimizi yaptık. Bende bu arada eşime ısrara devam ediyorum. En sonunda ikna ettim. "Aynı yerdeyse hala alırız" dedi. Gittik baktık aynı yerde dolanıyor. Geldi sevdirdi falan kendini. Dedim ben  bi kutu bulayım (yine) aradım taradım yok (yine) Bi dükkandan poşet aldım bende. Dandik kağıt poşeti 1TL ye verdi adam. Sinir oldum. Neyse gittim poşete koyduk. Taksiye atladık kayın validemin evine gittik.

Eve ayak basar basmaz patilerimizi falan yaladık. Kayın validem pek sevinmedi ama yapcak bişi yok. Geldi benim yanıma yattı uyudu. Bi süre sonra tuvalet yapacak yer aramaya başladı. Tecrübeli olduğumuz için anladık. Duşakabinin içini kağıt kaplayıp kediyi oraya koyduk. Oraya yaptığı zaman anladık ki kendisi hastaymış. İsal olmuş. Oraları temizledik falan sonra bir arkadaşla eve gittik. Yolda yine hayvaın tuvaleti geldi. Arabayı batırdı. Gece 1de birde arkadaşın arabasını temizledik. Eşyalarımızı eve bıraktık. 24 saat açık veterinerimize götürdük pisimizi Hem isali hemde gribimiz varmış. Antibiyotik verdi. Hastalığın sebebi evde doğup sonradan sokağa atılması olabilirmiş. Yani sokaktaki kediler insanlardan genelde kaçar ama bu yaklaşıyordu. Aşı falan yaptı. Aşıları tamamlanana kadar  iki kediyi birbirinden ayrı tutun dediler. Biraz zor oldu ama yaptık. Kapının altından birbirlerine pati atıyorlardı :D Çok komik sahnelerdi. 

Aşılarımız tamamlanınca iki kedimiz birlikte oynamaya başladılar. Bizim parçalanan ellerimizide rahat etti. Uzun zaman kendisine kızım kızım diye hitab ettik. Daha sonra bi isim bulmamız gerektiği için düşündük taşındık kucak kedisi olduğu için ve sakız gibi yapıştığı için sakız ismine karar verdik.

Sakızın ilk geldiği hali aşağıdaki gibi.




Sakızın şimdiki hali de aşağıda. Bakmayın zayıf göründüğüne kendisinin bildiğiniz bıngılları var :D



Artık pisilerimi sizde tanıyorsunuz. Şimdilik benden bu kadar. İyi akşamlar.



4 yorum:

  1. çok harika yazmışsınız bayıldım :)) kedileriniz çoook sevimli bende kedimi sokaktan almıştım. sokaktan edinmek petshoptan edinmekten çok daha iyi sizde en güzelini yapmışsınız

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel yapmışsınız. Keşke bir ton para harcayıp cins kedi vs almak yerine kapımızın önündeki kedilere köpeklere bir baksak. Daha dün sokakta bir sibirya kurdu gördüm. Çokta güzeldi. Bir ton para verip pet shoptan alacağına git barınaktan al, sokaktan al. Evsiz barksız goldenlar bilmem neler.Ne farkı var pet shoptan aldığın ile arasında. Bakımını yaptığında aşısını yaptığında temizlediğinde aynı golden, aynı sibirya kurdu.

    YanıtlaSil
  3. aynen öyle çok haklısınız üstelik petshoptan hevesle alınıp sonra sokağa atılanlarda çok. o yüzden sokaklarda cins kedi köpek görmek mümkün. keşke imkanımız olsada hepsine yardım edebilsek.

    YanıtlaSil