20 Ocak 2013 Pazar

Made in Liliput Kolyem

Merhaba,

Bu gün sizlere Made in Liliputtan aldığım kolyemden bahsetmek istiyorum. Kendisine facebookta dolanırken şans eseri rasladım. Yaptıkları çok hoşuma gitti. Hemen irtibata geçtim. Kendime bir tane kolye aldım. Aklımda özel bir tasarım olmadığı için web sitesinden beğendiğim eğlenceli inek tasarımını kendim için sipariş ettim. Çok hızlı bir şekilde gönderimini hemen yaptı.


Çok çok çok çok hoşuma gitti :D bol bol kullanacağımı düşünüyorum. Kendisi sadece facebook da gördüğünüz tasarımları yapmıyor. Kafanızda belirlediğiniz özel bir tasarım varsa anlatıyorsunuz veya çiziyorsunuz o sizin için gerçeğe dönüştürüyor.

Sizler için daha fazla bilgi olması açısından kendisinden biraz bahsetmesini istedim. Sağolsun beni kırmadı ve Made in Liliput'un nasıl ortaya çıktığı hangi malzemeleri kullandığı ile ilgili birde ufak yazı yolladı bana

Ürünlerim için Fimo ve Cernit marka kil hamuru kullanıyorum. 
Boya tercihim akrilik ancak neredeyse hiç uygulamıyorum diyebilirim şimdiye kadar yaptığım ürünlerin sadece birinde göz yapmak için uyguladım. Mümkün mertebe her şekil ve deseni kille vermeyi ve kilin doğal rengiyle aksesuarları oluşturmayı tercih ediyorum. 
Bunların haricinde hamura karıştırılabilen simler de kullanıyorum; hem yetişkin hemde küçük bayanların aksesuarlarının vazgeçilmezi. 


Hamurları birbirine yapıştırmak için ayrı, metal aksamları yapıştırmak için de çok güçlü özel yapıştırıcılar kullanıyorum. Bunlardan bazılarını Türkiye'de bulmak pek mümkün olmadığı için yurt dışından getirtiyorum.
Parlak görünüm için de Cadense cila çeşitleri kullanıyorum.
Hamuru kesme ve şekil verme araçları kullanıyorum.
Ve bir de hamuru inceltmek, karıştırmak ve ince dilimler elde etmek için hamur makinası kullanıyorum.


Biraz da kendimden ve Made in Liliput'un nasıl ortaya çıktığından bahsedeyim isterseniz; 

Ben, 28.07.1980 doğumlu, İstanbul'da doğmuş büyümüş, evli ve bu çok sevdiği şehrin kaosunda iyi bir kız çocuğu da yetiştirmeye çalışan bir anneyim. Kendimi bildim bileli karakalem, suluboya ve yağlıboya resim yapmaya bayılırım. Küçükken bebeklerimin giysilerini kombinlerken büyüyünce çizme yeteneğimle kendi tasarladığım giysileri çizmeye başladım. Daha sonra annemin kıyafet seçimlerine karışıp "o onunla olmaz bununla giymelisin", "bu böyle takılmalı", "şunu şunun üzerinde dene bakiim" diye annemin kıyafet seçimlerine karışıp onu giydirmeye başladım. Bu arada tasarımcı olmak gibi bir hayalim hiç olmadı, hep konservatuvar okuyup müzisyen olacağımı veya güzel sanatlar okuyup ressam olacağımı düşünüyordum. 
Lakin hiç de öyle olmadı, bir bakmışım bilişim (IT) sektöründeyim. E çağımız bilgisayar çağı teknolojiye de biraz merakın varsa bu sektöre girmek kaçınılmaz oluveriyor. Önce teknik danışmanlık sonra satış tarafına kayıp müşteri yöneticiliği...

Yoğun ve stresli iş temposundan fırsat buldukça çizmeye, boyamaya devam ediyorum, kızım ve eşimle vakit geçiriyorum ki tam bir muhteşem üçlüyüzdür. Bu arada resim konusundaki kabiliyetim genetik olarak kızıma da geçmiş sanırım, katıldığı resim yarışmalarından aldığı ödülleri var oldukça da başarılıdır. Hakkını yemeyeyim eşim de çok iyi bir playstation oyuncusudur :) 

İki arada bi derede de oyuncu ve yönetmen olan arkadaşımın bana tiyatro oyununun sanat yönetmenliğini teklif etmesiyle "İstediğimiz Şeyler" adlı oyununun dekor tasarımcısı da oldum. Bu işin benim için şöyle bir önemi de var ki, oyunda konusundan mütevellit bir broş kullanılması gerekiyordu ve birebir birşey bulamıyorduk. En sonunda sanırım ben bunu yapabilirim diyerek, afişinden birebir olarak tasarladığım broşu götürdüm ve tüm ekip gözlerine inanamadı. 


Ve bir gün eşim "sen resim yapıyorsun, bişeyleri bozup yeniden tasarlıyorsun, kız resim yapıyor ben de kendime bir hobi buldum, ben de sanatsal faaliyetlere girdim arkadaş!" diyerek eve gelir...
Elindeki bir torba kil malzemelerini masaya boşalttı başladı yapmaya... Bayağı uğraştı, günlerce mıncıkladı sonunda bir iron man kafası yapıp "oooofff olmuyor çok sıkıcı, figürün vücudunu sen tamamlasana yaa" diye bıraktı.
Tabi ki tamamlamadım :)  

Hamurları elime aldım ve ilk denememde minik bir samuray yaptım ama yönetmen bir samuraydı bu, bir elinde katanası omuzunda da sinema klaketi bulunan. Böyle bir figür yapmak nerden aklıma geldi derseniz? Bir yönetmen arkadaşım çektiği dizide bir samurayı canlandırmıştı o tiplemeden esinlenmiştim. Yaptığım bu minik bibloyu da doğum gününde kendisine hediye ettim. El yapımı ve sadece onu anlatan, ona özel olan bu hediyeyi aldığındaki sevinci ve şaşkınlığı görmek harika bir duyguydu benim için. Açıkçası o kadar çok beğeneceğini de düşünmemiştim.

Daha sonra kendime aksesuarlar tasarlamaya başladım. Artık tamamen eşimin hobisine el koymuş bulunuyordum. Yaptıklarım yakın çevremde çok beğenilmeye ve talep gelmeye başladı. Bir iki derken daha çok insana bu minik aksesuarları ve bibloları yapmaya başladım. Birde bu miniklere bir isim vermek istedim ve cüceler ülkesinden esinlenerek Made in Liliput'u buldum. Şaşkın ve mutlu yüzleri kendi gözlerimle gördükten sonra daha fazla insanı mutlu etmeyi hedefledim ve sosyal medyada da paylaşmaya başladım. Böylelikle nur topu gibi bir Made in Liliput'umuz doğmuş oldu.

Made in Liliput, hayal edilen her şeyi gulcintarcan@madeinliliput.com adresine çizimini, resmini ya da tarifini gönderdikleri taktirde gerçeğe dönüştürüyor. Bu bir aksesuar, bir takı veya bir biblo olabilir...



Herkese iyi günler dilerim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder